Üniversitenin özgürlüğü sadece öğretim elemanlarının araştırma ve ifade özgürlüğünden ibaret değildir. Öğrencilerin düşünce, ifade ve protesto özgürlükleri de üniversite ortamının ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye’de son yıllarda öğrenciler üzerinde artan baskılara sessiz kalan, akademik özgürlüklere yapılan müdahaleler karşısında susan üniversite yönetimlerinin, iktidarı elinde tutanlara hoş görünmek maksadıyla yaptıkları açıklama, akademi tarihine kara bir leke olarak düşmüştür. Üniversiteler, iktidarların böbürleneceği projeler üreten, şirketlerin taşeronu gibi çalışan, kâr hedefine odaklanan imalathaneler değildir. Akademinin vazgeçilmez görevlerinden biri de, hiçbir baskı altında kalmadan, toplum ve iktidarı sorgulamak, bunlar hakkında bilimsel ve eleştirel görüşlerini dile getirmektir. Üniversiteler, güçlünün karşısına bilgi, bilim ve özgürlükçü düşünce ile çıkabilmelidir. Araştırma alanı fark etmeksizin akademik özgürlükler bir bütündür. Akademik özgürlüklere saygı gösterilmeyen kurumlarda, nasıl kullanılacağı ve neye hizmet edeceği sorgulanmaksızın üretilen bilginin, toplumlar üzerinde yıkıcı etkileri olabileceğini tarih bizlere birçok defa göstermiştir.
Neden tanrı her şeyin bir açıklaması olarak kabul edilsin? Değildir. Bir açıklama noksanlığıdır, bir omuz silkmedir, “bilmiyorum” demenin ruhsal ve ayinsel kılık değiştirmesidir. Eğer bir insan bir şeyi tanrıyla ilişkilendirirse genelde bunun anlamı bu kişinin elinde bir ipucu olmamasıdır ve bu yüzden bilinmezi erişilmez, çözülmez bir gök perisine dayandırır. Bu yaşlı adamın nereden geldiğinin açıklamasını talep edin. Büyük ihtimalle bu yaşlı adamın her zaman var olduğunu ya da hep doğanın ötesinde olduğunu söyleyen hayal meyal, sahte felsefi bir yanıt alacaksınız. Ancak bu yanıt elbette hiçbir şeyin izahı değildir.
J. Coyne, ‘God in the details: the biochemical challenge to evolution’, Nature 383, 1996, 227-8. Dawkins ve Coyne’un yazdığı bu makale Guardian’da yayınlandı, 1 Eylül 2005: http://www.guardian.co.uk/science/2005/sep/01/schools.research